31 Aralık 2015 Perşembe

YENİ YIL SOHBETİ :)

 


   Yeni bir yıla girmemize şurada saatler kala bir şeyler karalamak istedim malum bu konu da bir şeyler yazmadan olmazdı.
   Benim için 2015 bir yandan çok güzel bir yandan da oldukça sıkıntı verici anlarla doluydu doğrusu. Yine de güzel bir yıldı. Her yıl bugün kendimi hem oldukça heyecanlı hemde biraz buruk hissederim. Sanki bir önceki yıl da yaşadıklarım artık benden çok uzaklarmış ve artık onlar benim anılarım değilmiş gibi... Diğer yandan yeni bir yıla giriyoruz değil mi? ( Dans eden emoji) Kimileri yeni yıla girmeyi bir yıl daha yaşlanmak olarak görse de ben hayal ettiğim geleceğe bir yıl daha yaklaşmak olarak görüyorum. Yeni yıl benim için yeni umutlar demek ve yeni yılın gelişi benim için kutlanmaya değer. Bazıları kutlanmaya değer bir şey olmadığını düşünse de veya yeni bir yılın gelişi umurlarında olmasa da bence son derece önemli. Bu tarz günlerin değerlendirilmesi gerek diye düşünüyorum. Bir çoğumuz tüm bir yılı maddi ve manevi tonlarca sıkıntı içinde geçiriyoruz, eğlenmeye vakit bile bulamıyoruz çoğu zaman. Kimimiz işlerden, kimimiz derslerden başını kaldıramıyor. Bu yüzden yeni yıl, sevgililer günü, anneler günü, babalar günü, dini bayramlar, resmi bayramlar tüm özel günler kutlanmaya değer. Tabii ki gidin çılgınca eğlenin, herkes ne yapıyorsa siz de onu yapın demiyorum. Şunu söylüyorum "mutlu olacağınız şeyi yapın." Bu yeni yıla girerken siz de mutlu olacağınız şeyi yapın ve hatta birilerini mutlu edin.

Uzun zamandır görüşemediğiniz dostlarınızı evinize davet edin. Hiç bir hazırlık yapmanıza bile gerek olduğunu zannetmiyorum ülkenin yarısı karla kaplı iken dostlarınızla kar eşliğinde kahve için.





   Ailenizle zaman geçirin. Biliyorum ki insan derslerden, işlerden ailesiyle bile kaliteli zaman geçiremiyor bu yeni yılda ailenize vakit ayırın hazır kar da yağmışken sıkı sıkı giyinin ve bu yeni yıla da hep beraber kardan adam yaparak girin. Annenizin, babanızın yatağına onlar için yazılmış bir mektup bırakın. Hatta bu gece tüm aile birlikte uyuyun.   

Sevgilizle zaman geçirin. Maddi olarak durumunuz yerinde ise güzel ve özel bir yemeğe çıkın bu hayatınıza farklılık katacaktır. Yok efendim ben öğrenciyim maddi durumum yetmez öyle şeylere diyorsanız -bendensinizdir :D- alın kahvelerinizi uzun uzun sohbet edin, eminim sinemaya gitmekten, kafelerde oturmaktan, okul hakkında veya iş hakkında konuşmaktan gerçekten kaliteli bir sohbeti uzun zamandır etmemişsinizdir. Bizim ilişkimiz mesafeli kardeşim biz ne yapalım diyenlerde olacaktır -iki yıl önceki ben buda :D- arayın ve ona bugüne kadar hiç söylemediğiniz güzel bir söz söyleyin. Görüntülü konuşun. Mutlaka mutlu etmenin ve mutlu olmanın bir yolu vardır.
Ben bu yıl başı ateş yakıp battaniyelerimize sarınıp oturup kahve içmeyi çok istemiştim, hava şartları el vermedi maalesef buda benden yapabilecek olanlara ve hala ne yapsak diyenlere öneridir.

   Ve unutmayın yeni yıla girmeden önce uzun zamandır görüşmediğiniz, aranızda dargınlık, kırgınlık bulunan insanları arayın. Çünkü bu yılı onlarla geçirdiniz fakat bir daha ki yılı onlarsız geçirebilirsiniz. 

  Ha bir de belki de en önemlisi budur, maddi durumu gerçekten kötü olan hatta ekmek alacak durumu dahi olmayan bir çok aile, bir çok insan var. Bu yıl kenara onlar için bir kaç kuruş atın, giymediğiniz kıyafetlerinizi akrabalarınıza dağıtmak veya çöpe atmak yerine bu insanlara bağışlayın. Hatta maddi durumunuz çok yerindeyse onlar için alışverişe çıkın. Kitaplarınızı ihtiyacı olan çocuklar için saklayın. Kütüphane yapma hevesiyle bir daha asla okunmayacak kitapları kendinize saklamayın. Onlar için yanıp tutuşacak ama edinemeyecek insanları unutmayın. 
   Son olarak bir şey daha var, hayvanları unutmayın lütfen. Kar yağdı, havalar deli soğuk. Bir çok hayvan sığınacak yer arıyor. Onlara sığınacak yerler sağlamaya çalışın. Bu havada onlar için karınlarını doyurmakta oldukça zor olacak. Hiç olmassa artan yemeklerimizi evlerimizin önüne, çöp toplama alanlarının çevresine koyalım. Bunun dışında Migroslarda sadece 1 TL'ye "Dostluk Mamaları" var kediler ve köpekler için onlardan edinip dostlarımızın karınlarını doyurabiliriz diyorum. Camlarımızın önünden de kuşlar için bulgur, buğday, ekmek kırıntısı gibi şeyleri eksik etmeyelim. Ha bir de su. Suların soğuklardan dolayı donma ihtimali olduğundan su bulmakta da güçlük çekecekler. Bıraktığımız yiyeceklerin yanına bir kapta su bırakalım içine bir damla zeytinyağı damlattığımız da sular donmayacaktır arkadaşlar. Aynı şey kuşlar içinde geçerli. Çay tabaklarına yada sizin için ne uygunsa ona su doldurup bir damlada zeytinyağı damlatıp camlarımızın önüne bırakalım.

   **Umarım yeni yıl hepimiz için huzur, mutluluk ve en önemlisi hem bizler hemde ailelerimiz için sağlık dolu geçer. 
İYİ YILLAR, SEVGİLER, ÖPÜCÜKLER...



18 Aralık 2015 Cuma

Sohbet Tadında/ Bu Yıldan Öğrendiklerim :

   Kulaklıklarımı kulağıma taktım da şuan ben uzun zamandır bu kadar stressiz müzik dinlememiştim. Bölünmeden kendime ayıracağım en az bir buçuk saatim var. Muhteşem!
   Bu yıldan öğrendiğim şeylerden en önemlisi şu idi : hayatta hiç bir şeyden şikayet etmemeliyiz. Zaman geliyor şikayet ettiğimiz şeyleri yana yakıla arıyoruz.
Mesela ben sakinliği sessizliği arıyorum aylardır. Siz sıkılana kadar kimsenin sizi bölmeden müzik dinleyeceğini bilmek bile çok güzel.


  Yolculuk yapıyorum da şimdi nasıl iyi geldi anlatamam. Bileti alana kadar bir kaç kez vazgeçecek oldum fakat cidden ihtiyacım varmış. Birde hava şuan inanılmaz güzel. En ön koltukta oturuyorum. Güneşin pırıltısı ara sıra gözlerimi kamaştırıyor. Sağ tarafıma baktığımda denizi görüyorum. İtiraf ediyorum başta Sapanca Gölü sandım değilmiş, utanarak gülen emoji.
   Belki görmüşsünüzdür güneş ışıkları denize vururken denizdeki parıltıları, altın tozu serpilmişçesine olur hani. Allah'ım denizi seviyorum! Uzun uzun o sonsuzluğa bakmayı, bakıpta orda kaybolmayı... Bir de eriği seviyorum ama o başka bir konu.
   Bu yıl öğrendiğim bir başka şeyse ailemi, evimi, doğup büyüdüğüm şehri ne çok sevdiğim oldu. Bunların insan hayatında ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Ve bu sanırım hayatım boyunca öğreneceğim yegane şey oldu.
   Dağları da çok severim biliyor musunuz? Her zaman koca koca dağların en tepesinde kimsenin çıkamayacağı kadar yüksekte olmanın nasıl bir duygu olacağını düşünürüm.
   Kaldığım yurttan çok sevdiğim bir arkadaşıma otobüse binip yolculuk yapmak hakkında şikayet ederken olsun kendine zaman ayırmış olursun, belki bloga yazacak bir şeyler bulursun demişti ki haklı çıktı.
   Çok fazla konudan konuya atladım sanırım fakat yazarken inanılmaz keyif aldım. Blogu açtığımdan beri sanırım ilk defa kafam bomboş yazıyorum.
  Yazarken çok betimleme yaptığımı söyleyenler oldu. Bunun okuyucuyu sıkacağını söylüyorlar. Bu konu hakkında aşağıya yorum bırakırsanız sevinirim, düzeltmem gereken bir yanlış varsa bilmek isterim.
   Sanırım daha fazla yazmayacağım. Tanımasamda cidden hepinizi seviyorum. Teşekkür ederim, mutlu günler...
 

16 Aralık 2015 Çarşamba

KISA SOHBET/SEVDİĞİM DİZİLER/ÖNERİLER :


   En son yazımdan bu yana dört gün geçmiş. Bana bayağı uzun zaman oldu gibi gelmişti aslında bakarsanız. Hatta hala bir şeyler yazamadım diye birazcık içim içimi yiyordu. Ama yazmak mecburiyet işi olmamalı değil mi? Gerçi blogu açtığımdan beri benim için biraz mecburiyet oldu yani sonuç olarak artık bu blog benim için bir sorumluluk demek öyle değil mi? Yanlış anlamayın sakın şikayet etmiyorum bu sorumluluktan, bilakis hoşuma gidiyor.

   Bu aralar biraz keyifsizim aslında. İnanın sebebini bende bilmiyorum. İçimde bir bıkkınlık mı desem yoksa yorgunluk mu öyle bir şey var. Böyle ara ara çok sıkıldım diye feryat ediveriyorum sonra biraz hayattan şikayet ediyorum, birazda okuldan ve derslerden daha sonra bir süre düzeliyorum ama bir kaç saat sonra eski keyifsiz halime geri dönüyorum.
   Neyse ki şanslısınız ve size daha fazla bu keyifsizliğimden bahsetmeyeceğim çünkü biliyorum ki herkesin hayatı yeterince zor ve sıkıntı verici bu yüzden bir de iç karartıcı şeyler okuyup iyice bunalmanızı istemem. Daralmış bir yazan kişi ve bunalmış bir okuyucu bence hiçte güzel bir kombinasyon oluşturmaz.

  Son zamanlarda en çok aklımda olan şeylerden bahsedip bu sırada size de bir iki şey önermiş olmak istiyorum. Bu şeyler nedir? :)
Bu şeyler benim dizilerim. Uzun zamandır izleyemediğim canım dizilerim...



   Ben normalde sıkı bir Doctor Who izleyicisi-
yim. Bayağı çok seviyorum. Konusu ve oradaki olmazlıklar beni benden alıyor ha bir de Doktor'un o tatlı mı tatlı karakteri. Hatta sanırım hayatta en çok istediğim olmaz şey Doktor'un gelip beni Tardis'le alması. Hani şey vardır ya Harry Potter fanları Hogwarts mektubu bekler hep (Bu arada deli bir Harry Potter fanıyımdır da ayrıca :) ) Ben işte Doktor'un gelip beni almasını Hogwarts mektubundan daha çok istiyorum. Nitekim hayal tabii. Hayaller güzel... Bunun dışında mutlaka ama mutlaka izleyin. Ben son sezonu tamamen izleyemedim çünkü bir türlü vakit bulamıyorum ama mutlaka siz başlayıp izleyin. 9 sezon olduğundan biraz uzun gelecek sizlere ama yılmayın derim ben. Öyle sadece olmazlıkların olduğu boş bir dizi de değil üstelik. Eğer araştırmaya meraklı olursanız bir çok yeni şey öğrenebilirsiniz. Ayrıca dizinin eğer yanlış hatırlamıyorsam 60'lı yıllar da çekilmiş versiyonu da var yazın ona da başlayacağım artık. Bu arada benim kesinlikle en sevdiğim sezon ilk sezondu. İlk Doktor'u ve onun yol arkadaşı olan Rose'u deli özlüyorum.



   İki numaramda da Supernatural var. Allah'ım dünyanın en güzel dizilerinden birisi resmen. O kadar keyif veriyor ki izlemesi... Dean var orada bilenler bilir -bilmeyenler için şuralarda bir yerlere resim falan bir şeyler ekleyeceğim- ben o Dean'e bayılıyorum sayın seyirciler. Dizinin resmen en güzel karakteri. İzlerken keyif veriyor resmen izleyicisine. Bir de orada onun kullandığı bir araba var ki -aşağıya resmini ekleyeceğim-  1967 model bir Chevrolet İmpala ben resmen arabaya vuruldum. Normalde bütün arabalar için kullandığım cümleler "araba işte, arabaya benziyor yani, normal standart araba" iken onu görünce kullandığım cümleler "ay ben buna sarılırım, ben bunu kullanmam içinde uyurum ben bunun, sarılmak için almak istiyorum" falan. Tabii alamayız o ayrı bayağı bir pahalı çünkü. Her neyse lafı çok dolandırdım. Dizi mükemmel arkadaşlar mutlaka ama mutlaka izleyin derim. Benim için tek eksisi Dean sürekli bir şeyler yiyen bir tip -dünyanın en güzel yemek yiyen dizi karakteri- ve sürekli acıkmanıza sebep oluyor. Bu yüzden diziyi izlerken bir şeyler yeme isteği duyuyorum daima :)





   Üç numaramda American Horror Story var. Çok sonra izlemeye başladığım dizilerden birisi ve iyiki başlamışım. Diziyle alakalı olarak en sevdiğim şey sanırım her sezonda ayrı bir konunun işleniyor oluşu. Ve tüm sezonları bir birinden güzel -henüz son sezonu izlememiş olsam da- Fakat şöyle bir olayı var bende, ikinci sezonu beni mahfetmişti. Resmen iç sıkıntısı yaşatmış ve beni çökertmişti. Öyle ki sürekli izlemeye ihtiyacı hissediyorsunuz, izlemeden duramıyorsunuz fakat içinizde resmen sıkıntı yaratıyor. Onun dışında gerçekten süperdi. Hele üçüncü sezonu "Cadılar Meclisi (Coven)" muhteşemdi. Normal de bilmediğim "Stevie Nick" ile bu sezonda tanıştım. Muhteşem bir sesi var bence. Artık favori sanatçılardan birisi benim için. Hatta şuan bu yazıyı da onu dinlerken yazıyorum.


   Yeni sezonunu beklediğim bir de Teen Wolf ve Game of Thrones var. Eğer izlemiyorsanız onları da mutlaka öneririm.


   Teen Wolf son sezonunda Derek'in olmayışı ile beni bir hayli üzdü açıkcası. Yine de çok sevdiğim bir dizi. Keyifle izlenebiliyor, seyirciyi sıkmıyor.










   Game of Thrones ölümleriyle meşhur resmen. Sürekli sevdiğimiz karakterleri öldürüyor sevgili senarist. Ölmez lan diyorsunuz sonra ölüyor yani. Ama cidden çok izlenilesi. Tavsiye ediyorum kesinikle.




Aşağıya konu ile alakalı resimler de ekledim. ÖPÜLDÜZÜNÜZ BEYBİSİLER :)




Bknz. Bir adet tatlı mı tatlı Dean ve güzel İmpala'sı.









Game of Thrones'tan her hanenin simgesi :)









American Horror Story 4. sezon "Freak Show" dan.






Supernatural'den. Replikler :)

12 Aralık 2015 Cumartesi

Mim: Merak Ediyorum?


Merhabalaaar!

İlk mimlenmemi yaşıyorum şuan. Bi Poşet Kitap beni mimlemiş. O zaman hazırsaak haydi başlayalııımmm!

“Merak ediyorum! 
Takıntılarınızı, sevdiğiniz ya da sevmediğiniz genel şeyleri.”

Mesela ben:


  • Her kurban bayramında içimin yanmasından dolayı vejeteryan olmaya karar veririm. Fakat asla olamam,genelde bayram boyunca et yiyemez halde olurum. Ama daha sonrasında etleri hapur hupur götürürüm.
  •  Bir şeyi kafaya taktım mı o şeyi yapmadan asla rahat edemem.
  • Yeni başlangıçlar yapmaktan çok keyif alırım. Bir kursa başlamak gibi yeni bir diziye başlamak gibi... Fakat asla hiç birisinin sonunu getiremez yarıda bırakırım.

  • Sürekli önemli konularda önemli kararlar alır fakat aldığım kararları asla uygulamam.




  • Hayvanlar dünya üzerinde en sevdiğim varlıklardır. Özellikle atlar. Çocukluğumdan beri en büyük isteklerimden birisi ata binmeyi öğrenmek fakat bir türlü nasip olmadı.




  • Bir iki yıl öncesine kadar bağımlıyım denecek kadar kola severdim şükürler olsun ki artık eskisi kadar canım istemiyor.

  • Deniz şu hayatta benim için en önemli şeylerden birisi. Şuan okuduğum şehirde deniz yok ve bazen kendimi sırf bu yüzden boğulacak gibi hissediyorum. Sanırım bu sebeple okul bittikten sonra daha fazla burada yaşayamayacağım.





  • Benim için aşk dünyadaki en güzel duygulardan birisi. Acısını çekmenin bile çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.
                                                                                          
  • En sevdiğim insan annem. O üzüldüğünde içim paramparça oluyor. Fakat yine de zaman zaman onu üzmüyor değilim sanırım evlat olmanın kuralı bu.

  • Gereksiz derecede fazla kıskanç insanlara tahammül edemiyorum.


- En sevdiğim meyve erik. Erik mevsiminin bitişiyle bir daha ki erik mevsimine kadar tabiri yerindeyse erik aşeririm.




  • Çok sevdiğim bir insandan bir anda sıkılmak gibi bir özelliğim var. O kişi ile bir süre görüşmeyince kendiliğinden düzeliyorum.

  • Asla zora gelemiyorum. Bir iş benim için zorsa anında vazgeçiyorum ve sanırım bu benim en kötü özelliğim.

  • Daima mutlu görünmeye çalışıyorum ve bu beni inanılmaz yoruyor. Bu özelliğimi hiç mi hiç sevmiyorum.

*** Aslında daha milyon tane şey var arkadaşlar ama en belirginleri bunlar olduğundan burada kesiyorum. Yoksa asla sonu gelmeyecek. Umarım sonuna kadar okumuşsunuzdur.

Ve mimleme sırası bende ;
- Şeyda Nur Dincer
- Temmuz Kedisi
- Ruhsuz Atmaca
'yı mimliyorum. Sevgiler...

9 Aralık 2015 Çarşamba

Kısa Öneri - İnterpals

 
   Saat gece bir buçuk suları şuan. Hafiften bir baş ağrısı boy gösteriyor ve yavaş yavaş gözlerim uykunun verdiği ağırlıkla çökmeye,kapanmaya başlıyor...

   Sonunda yazmaya fırsat bulabildiğim için mutluyum. Aslında dün yazmak niyetinde idim ancak maalesef fırsat bulamadım bunun için ve bir türlü aklımdan da çıkartamadım. Dünden beri blog blog blog... diye diye kendi kendimi yedim bitirdim. Bir işin bende sorumluluk duygusu yaratması pek alışageldik bir şey de değil üstelik. Bu sebeple şaşkınım.

   Her neyse...

   Yazmaya başlarken ve hatta dünden beri yazmak üzere aklımda milyon tane fikir varken ve şuanda da kafamda kırk tilki dönüp dolaşıyorken kelimeleri toparlayıp bir türlü yazamıyorum. Ancak yine de iki kelime olsun bir şeyler yazayım istiyorum.

   Bari faydası olacağına inandığım bir şeyden kısaca bahsedip bugünkü bahsi de burada kapatayım.

   Bir süredir İnterpals adında bir uygulama kullanıyorum. Online olarak kullanılan bu uygulamayı aynı zamanda telefonlarımıza indirip mobile olarak da kullanabiliyoruz ancak bende mobile hali bir türlü çalışmadı nedendir bilmiyorum.( Bilen ve çözümü olan varsa yorum bırakın lütfen. ) Uyguluma farklı ülkelerden yabancı insanlarla iletişim kurabilmemize imkan veriyor bu sayede onlarla konuşup dilediğimiz dili geliştirme fırsatı elde etmiş oluyoruz.


   Öncelikle kayıt olduktan sonra bir profil oluşturuyoruz. İstediğimiz ülkeden insana mesaj atabiliyoruz yada onlar size atıyor. Ha bir de kendi ülkemizden de illaki yazanlar oluyor bir kısmının niyetinde problem olmasa da bir çoğunun maksadı farklı olabiliyor. Bunun dışında benim için uygulamanın hiç bir eksi yönü yok.

   Ben henüz adam akıllı İngilizce bilmediğimden bu dil üzerinde yoğunlaştım ve bazı yabancı yaşıtlarımla İngilizce konuşmaya çabalıyorum, sandığım kadar da zor olmadığını gördükçe hevesim bayağı bir artıyor. Hatta en kısa zamanda güzel bir İngilizce grammer kitabı alıp çalışmak planlarım arasında. ( Bu konuda güzel bir kitap önerisi olan var ise aşağıya yorum olarak bırakırsa çok sevinirim. )

  Malumunuz ülkemizde İngilizce bilmek şart hatta artık yanında başka dillerde arıyorlar. Bu sebeple faydalı bir uygulama olduğuna kanaat getirdim kendimce ve en azından bakmanızı mutlaka öneriyorum.

*Benim anlatacaklarım bu kadardı. Konu ile alakalı söylemek veya sormak istediğiniz her şeyi aşağıya yorum olarak bırakabilirsiniz.
**Daha kolay ulaşabilmeniz adına uygulamanın Linkihttp://www.interpals.net



5 Aralık 2015 Cumartesi

Neden Visnelikiraz?

   * Yeniden merhaba, konuya giriş yapmadan önce söylemek istediğim bir şey var onunla başlamak istiyorum, blogu daha yeni açmış olmama rağmen okunma sayısı gayet iyi görünüyor ve bu beni bir hayli mutlu etti açıkçası bu sebeple okuyan herkese teşekkür ederim.

   Eveett... Öncelikle kullanıcı adımdan neden size bahsediyorum buna bir değineyim kısaca : çünkü çoğu insan "visnelikiraz da neymiş o ne yaa hahaha" tarzında bir cümle kuruyor bu sebeple bunu açıklama gereksinimi duyuyorum. Blog dışında tüm sosyal medya hesaplarımda da bu adı kullandığımdan artık beni ifade ediyor diyebilirim ve öylesine koyulmuş bir adda değil üstelik.

   Visnelikiraz ne manaya geliyor? 

   Bildiğimiz gibi kiraz ve vişne görünüş itibari ile bir birine oldukça benzemektedir. Uzun sapları,kırmızı meyvesi ve tek çekirdekli oluşu gibi bir çok ortak özellikleri mevcut - aşağıya eklemiş olduğum resimlere bakarsanız benzerliği görebilirsiniz. - Fakat aynı şeyi tatları için söyleyemiyoruz. Kiraz tatlı ve şeker oranı vişneye göre daha yüksek bir meyvedir buna karşın vişne daha ekşi,şeker oranı daha düşüktür.


Vişne
Vişne
Kiraz
                       

Vişne benim huysuz, alıngan, kırılgan ve asabi tarafıma işaret eder. Kiraz ise mutlu, enerjik, keyifli ve anlayışlı tarafıma. İki zıt karakterin aynı kişide yani bende barındırması bana vişne ve kirazın benzerliğini anımsattı. Bu yüzden Vişnelikiraz adı sanırım tamda beni ifade eder oldu.

Benim şimdilik anlatacaklarım bunlardı. Daha ilk yazılarım olduğundan hatalarım mutlaka olacaktır. Umarım sizi sıkmamışımdır ve sonuna kadar okuyabilmişsinizdir. Daha çok kişisel bir blog olacağından öncelikle beni okuyacak kişilerin beni tanıması gerektiği kanısındayım bu sebeple böyle başlangıçlar yapıyorum.

 * Yazıyla alakalı olumlu yada olumsuz söylemek istediklerinizi yorum olarak aşağıya bırakırsanız beni çok memnun edersiniz,teşekkürler :)







4 Aralık 2015 Cuma

Yeni bir başlangıç

Okuyan herkese merhaba,biliyorsunuz blogu bir süre önce açtım. Başlangıç yaptığım yazı en azından benim açımdan bir hayli üzüntü doluydu ve ben yazmadığım bu uzun süre zarfında bu başlangıcın hiçte doğru bir başlangıç olmadığı kanısına vardım. Ne zamandır yazmama engel olan şeyin o olduğunun farkına vardım ve sildim.
Şimdi yeni bir başlangıç yapıyorum.
Öncelikle blogu açma amacımdan bahsetmek istiyorum gerçi aslında bahsedilecek bir yanı da yok gibi. Uzun yıllardır kendi başıma yazan birisiyim fakat daha önce yazdıklarımı başkalarına göstermeyi pek başaramıyordum alacağım eleştiriden değilde bunun bana özel bir şey kalmasını istediğimden sanırım fakat artık öyle olmasını istemiyorum. Belkide artık kendimi hazır hissediyorum.
Burada bahsedeceğim anlatacağım belirli bir konum da yok. Bazen hayattan bazen sıkıntılarımdan yada ne bileyim kullanıp hoşuma giden bir şey varsa onlardan bazende beni çıldırtırcasına mutlu eden müziklerden,filmlerden. Yani kısacası kafam bu konuda biraz karışık bakacağız artık.
Şimdilik bu bahsi burada kapatıyorum yakında görüşmek üzere :)