23 Eylül 2016 Cuma

Fotoğraf Çekmeye Başladım

   Son zamanlarda fotoğraf çekmeye merak saldım.
   Elimizin altında akıllı telefonlarla geziyoruz bari mesajlaşmak dışında bir şeye yarasın öyle değil mi? 
   Ben de hobi olarak böyle bir şeye başladım, çekiyorum, ufak tefek ışık oyunlarıyla da zevkime daha uygun hale getiriyorum. Tabii güzel bi makineyle çekilmiş kadar olmaz kalite açısından fakat yine de benim gözüme hitap ediyor. Siz ne düşünüyorsunuz? Önerilerinizi, eleştirilerinizi bekliyorum, hepinizi öpüyorum. 









10 Eylül 2016 Cumartesi

Yaz Dizileri ve "Rengarek"


Bugün Atv'de 7. bölümü yayınlanan "Rengarenk" adlı diziyi biliyor musunuz? Ben ilk bölümünden beri takip ediyorum ve bayağı da sevdim. (Bu bölümdeki üzücü sahnelerin çoğu canımı sıkıp, seyir keyfimi düşürsede)


    Dizinin başrollerini Selin Şekerci ve Kaan Taşaner paylaşıyorlar ve bu ikili gerçek hayatta da beraberler bu da diziye güzel bir elektrik olarak yansımış.

   Konusunu anlatmamız gerekirse Oyuncu olan Selin Şekerci'nin yani dizide ki adıyla Renk'in İzmir de yaşayan ve Veteriner'lik yapan Kaan Taşaner yani Can ile yollarının kesişmesiyle ve Renk'in söylemek durumunda kaldığı yalanlar ve oluşan bir çok aşk üçgenini konu ediniyor. Konu klasiğe yakın anlayacağınız fakat yine de ilgimi çeken güzel bir yapım olduğunu söyleyebilirim.

   Ben bu yaz yayınlanan neredeyse tüm dizileri severek izliyorum açıkçası daha önce bu kadar iyi yaz dizileri olduğunu görmemiştim, tek kötü yanı konular neredeyse bir birinin aynısı. Birbirlerine yalan söylemek zorunda kalan çiftler, karma karışık aşk hikayeleri ve hüzün. Konular genel manada böyle ve sıradan olsa da yine de eski yaz dizilerine oranla çok daha başarılı olduklarını kendi adıma söyleyebilirim ve yeni sezonda bir çoğunun devam edeceğine de eminim.

   Daha bu akşam izlediğim için bugün Rengarenk isimli diziden bahsettim. Başka bir yazımda diğer dizilerden de mutlaka bahsedeceğime emin olabilirsiniz.

   Siz de hangi yaz dizisini beğenerek izliyorsunuz? Ve benimle aynı fikirde misiniz yoksa yaz dizilerinden nefret mi ediyorsunuz? Bana yazın :) Öpüldünüz canlarım.






7 Eylül 2016 Çarşamba

En Harika Dizi : The Magicians


Merhabalaaarr! Son zamanlar da en bayıldığım diziyi anlatmak istiyorum sizlere.

The Magicians! 


Lev Grossman’ın aynı adlı romanından yapılan bir uyarlama. İlk sezonu sadece 13 bölüm yayınlanan bir dizi. Ben sezonu bitirdim ve oldukça beğendim.

 Daha ilk bölümünden beni oldukça etkiledi, fantastik ve sürükleyici hikayeleri sevenlerin beğeneceğine eminim! Sanki biraz Harry Potter ve Narnia karışımı gibi gelsede yine de başarılı olduğunu söyleyebilirim.

Fakat dizinin bence asıl amacı bizim hayallerimizi süsleyen, özendiren o hayatı sorgulatmak.
Hikaye, Quentin Coldwater isimli bir gencin etrafında dönüyor. Quentin’in okuduğu kitaplardan dolayı sihre duyduğu ilgi ve hayata yüklediği anlamsızlık ve devamında aslında sihrin gerçekliğini keşfetmesi ve kendisini gizlenmiş bir büyü okulunda bulmasıyla hikaye başlıyor.

Nisan 2016 da sezon finali yapan dizinin 13 Aralık – 20 Aralık arasında ikinci sezonunun başlaması bekleniyor oldukça beğenilen dizi internet üzerinde 1,7 milyondan fazla izlenmeye sahip ve halen de izlenmeye devam ediliyor.

Ben de deli gibi ikinci sezonu bekliyorum hemde merakla! Öyle heyecanlı ilerleyen bölümlerdi ki gerçekten sizi ekrana kitliyor ve kalkmanıza izin vermiyor.

Bazen bazı filmler ya da diziler hem oyuncuları, hemde konuları açısından üst düzey olsa da zaman zaman bizi içerisine alamaz, bu dizi gerçekten izleyiciyi o hayata sokuyor ve sadece ekran izleyicisi olmanızdan ileriye gitmenizi sağlıyor.

Kendimce en beğendiğim dizileri barındıran bir listem vardır ve dizi listeyi biranda alt üst edip en üst sıralar da daha ilk bölümden yerini aldı, ilerleyen sezonlarda ve bölümlerde çok daha başarılı olacağına eminim. İzlemenizi şiddetle tavsiye eder hepinizi öperim, görüşürüüüzzz :)

Oyuncu kadrosu.


5 Eylül 2016 Pazartesi

Şampuan İncelemesi : GLISS / Million Gloss

   
   Zaman zaman kullandığım ve memnun olduğum bir saç bakım markasının şampuanından bahsetmek istiyorum sizlere bu yazımda.

   Öncelikle saçlarımın yapısal özelliklerinden bahsetmekte fayda var. Saçlarım için ne ince ne de kalın telli diyemeyiz. Böyle çok bariz belli bir sarı rengi olmasa da sarı saçlara sahibim ve saçlarım oldukça gür. Şöyle söyleyeyim saçlarımı bölmeye kalksak sanıyorum üç kişiye yetecek kadar saç çıkabilir ve bu gürlükle uğraşması gerçekten inanılmaz zor oluyor. Uzunluğuna da gelecek olursak orta uzunluktalar. Ne yağlı ne de kuru saçlara sahip olduğumu söyleyemem bu açıdan normaller sanırım ancak şampuan konusunda son zamanlarda çok seçici olduklarını söylemem gerekir, önceleri böyle değillerdi fakat kullandığım bir şampuanın saçlarımın bu anlamda yapısını bozduğunu düşünüyorum.

   Şimdi asıl konumuz olan Gliss şampuana gelecek olursak önce şampuan neler vaat ediyormuş bir ona bakalım isterseniz : 



   Şampuan, uzun süreli ve göz kamaştırıcı bir parlaklık, milyonlarca ışık yansımasını vaat ediyor. Yoğun parlaklık için Parlaklık-Laminasyon Teknolojisi adı verilen bir teknoloji kullandıklarını ileri sürüyorlar ve şöyle açıklıyorlar ; "her bir teli parlak bir ağ gibi sararak derinlemesine onarım ve uzun süreli parlaklık sağlar."
   Bunların yanında içeriğinde ki sıvılaştırılmış keratin sayesinde saç yüzeyindeki zarar görmüş kısımları onararak saçı yeniden yapılandırmayı ve saç kalitesini artırmayı da vaat ediyor.

   Gel gelelim benim düşüncelerime, ben bir şampuanı -eğer saçıma fazla zarar vermediyse- tek kullanımla değerlendirmem. En az iki üç kutu bitirir kararımı öyle veririm. Bundada öyle oldu zaman zaman ara da vererek herhalde toplam da 4-5 kutu bitirdim. Ve artık anlatacak kadar deneyimlediğimi düşünüyorum.

   Yapısal olarak diğer şampuanlara göre bana biraz fazla sıvı geliyor her kullanımda. İtiraf ediyorum ilk aldığımda kutusu için aldım bana böyle temiz, duru olduğuna dair bir his verdi. Ve bu anlamda yanıltmadı da, çok hoş bir kokusu var ayrıca benim gibi çok gür saçlı birisinde bile iyi bir temizleme sağlıyor, banyodan sonra saçlarımda çok düğümlenme sorunu yaşıyorum genellikle fakat bunu her kullandığımda bu sorunu da en az şekilde yaşadığımı veya hiç yaşamadığımı farkettim. 
Gel gelelim vaatlerine, parlaklık konusunda ilk bir iki kullanımda gerçekten çok başarılı fakat saç şampuana alıştığında yani 4.-5. kullanımda saçlarımın parlaklık yerine matlaştığını farkettim.
Yıpranma yapmadığı gibi görünürde içeriğinde ki keratinden kaynaklanan bir onarımda fark edemedim fakat benim göremediğim bir şeyler yaptıysa bilemiyorum. Şampuanın benim açımdan en büyük sorunu bu şampuanı kullanmaya başladığımda normalde olduğundan çok daha kısa sürede yağlanıyor olması ama yine de bu onu sevmem için engel değil tabii çok harika, müthiş bir şampuan diyemeyeceğim fakat sürekli şampuan değişikliği isteyen saçlarım için değişiklik vakitlerinde beni gerek kokusuyla gerek iyi temizleyen bir şampuan olmasıyla mutlu ettiğinden yeniden alabileceğim bir şampuan.




3 Eylül 2016 Cumartesi

Harry Potter Geri Döndü!

   Harry Potter'ın yeni kitabı "Harry Potter and Cursed Child" yani "Harry Potter ve Lanetli Çocuk" bayağı bir zaman önce raflarda yerini aldı sanırım biliyorsunuzdur. Yeni kitap dedim ama hata mı ettim bilmiyorum. Sonuçta kitap J.K Rowling'e ait değil sadece bazı yerlerde ufak dokunuşlar yapmış.
Tabii ki spoiler verecek değilim fakat sanırım şu kadarını söylemem de sakınca yok, kitap Hogwarts savaşından 20 yıl sonrasını konu alıyor, yani ana karakterlerin çocukları neler yapıyor bunu öğrenme fırsatı sunuyor bizlere. 


Aslında kitap, tam olarak kitap formatında yazılmış bir roman değil, aslında sergilenen bir tiyatro oyununun senaryosu. Yani 8. kitap bu olsun denerek uyarlanıp yazılmış değil zaten hikaye de başta dediğim gibi J.K Rowling'in elinden çıkma değil. 
Henüz kitabın Türkçe'ye çevrilmiş hali bulunmamakta ama yakında Yapı Kredi Yayınlarından geleceği ile alakalı bir şeyler okudum ve sanırım çevirmenlikleri de Sevin Okyay ve Kutlukhan Kutlu'ya verilmiş.
Aslında ben Harry Potter dahi olsa fantastik kitapları okumayı seven birisi değilim, bu tarz eserler de çok şey kaçırdığımı bilsem de daha çok filmciyim. Fakat kitap tiyatro oyunu olduğundan ve onu görme fırsatım olmadığından ve olamayacağından kitabı okumam gerekiyordu, üstelik hep içimde bir umutla hikayenin devamını beklemiştim, henüz tamamını bitiremedim. İngilizce'm anlamda kötü olduğundan kitabı okumak benim için zorlu bir yol fakat elimden geleni yapıyorum ve şuana kadar hiç beklemediğim şeylerle karşılaştım ve sevmediğim, hiç hayalimdeki gibi olmayan bazı şeyler oldu. Yine de bu dünyanın en berbat kitabı olsa dahi Harry Potter olması ona aşık olmam için yeterli bir sebep.
Bu arada kitabın dilinden bahsetmek gerekirse şöyle söyleyeyim, benim İngilizce'm gerçekten kötü ve ben biraz sözlük yardımı ile okuyup, okuduğumu da anlayabiliyorum. Günlük konuşma dili ile yazılmış, zaten genellikle karşılıklı diyaloglardan oluşuyor, sadece aralarda mekanı anlatmak veya ufak notlar geçmek için yazılar girilmiş benim için bunları anlaması biraz daha zor olabiliyor. Ama eğer ortalamanın biraz üzerinde bir dil bilginiz var ise fazla zorlanmadan okuyabileceğinizi düşünüyorum. Fiyat faslına gelirsek ben D&R'ın internet sitesinden aldım, mağazalarda biraz daha pahalı bu yüzden size de eğer almayı düşünürseniz internetten almayı öneriyorum, bunun yanında çevirisinin de yakında raflarda olacağını hatırlatırım.
Bir başka konuya da gelecek olursak, yakında yeni bir Harry Potter filminin de bu hikayeye dayanarak çıkacağı söylentiler arasında. Harry Potter rolünü ise yine Daniel Radcliffe'nin üstleneceği söyleniyor, eğer gerçekten yeni bir film geliyorsa umarım filmde eski oyuncuları kullanırlar, ben her türlü yeni bir filmden mutlu olacağım fakat eğer farklı oyuncular kullanılırsa bunun izleme zevkini oldukça düşüreceğine inanıyorum. 
Siz ne düşünüyorsunuz? Lütfen bana yorumlar da yazın. Sizi seviyorum.