30 Ağustos 2017 Çarşamba

Trabzon,Askerlik ve Game Of Thrones'lu Sohbet - Neler yaptım, neler yapıyorum?

Yaz tatilindeyim, bitmesine 15 gün falan kaldı ve sonra Sakarya'ya, okula geri dönüyorum. Ama bu yazımda çoğunlukla yaptığım gibi şikayet etmeyeceğim, moralim şükürler olsun ki bir süredir yerinde. Olumsuzluklar ve sıkıntılar beni pek ziyaret etmiyor bir süredir.
Bir çok şeyi kafaya takmanın ve fazla düşünmenin anlamsız olduğu kanısına vardım, yaşayalım ve neler olacağını görelim öyle değil mi? Düşünmeye ve hayatı yönlendirmeye çalışmanın gereği yok. Yapılması gereken şeyleri yaparsın ve sonra beklersin bu kadar. Umarım bu düşüncemi olumsuzluklarla karşılaşınca da sürdürebilirim.

Her neyse aslında bahsetmek istediğim pek bir şeyde yok. Buraları, bir şeyler yazıp sohbet etmeyi özledim ve işte buradayım. Hayatımda neler oluyor onlardan bahsedeyim bari biraz yoksa sizler nasılsınız deyip bitirmek durumunda kalacağım. Burada yazarak neler olduğunu anlatmayı seviyorum, hem günlük tutar gibi, hem dertleşir gibi hemde karşında muhatap bulabiliyorsun. 

Bu yaz bizim okulumuz baya erken kapandı yanlış hatırlamıyorsam Mayıs ortası yada sonuydu. Trabzon'a eve döndüm ve daha sonra yaz okulu için Haziran ortasından Temmuz sonuna kadar Sakarya'daydım. Yaz tatilim de gitti diye yakınmadım değil doğrusu, yakındım, bunaldım, strese girdim ve içten içe bir sürü dram yaşadım  ama güzel geçti, iyi de oldu yoksa tüm yaz keçileri kaçırabilirdim sıkıntıdan. Ve şimdi yaz okulu da bitince kalan 1,5 ay için memleketime geri döndüm. Burayı, insanlarımı, köylerimizi ve yaylalarımızı, diğer şehirlere nispeten tertemiz havamızı öyle seviyorum öyle özlüyorum ki. Burada ki dostluklarımı da öyle, burada olduğu kadar güzel dostluklarım olmadı hiç bir yerde. Trabzon'dan gittikten sonra bazen öyle şeylere şahit oldum ki -arkadaşlık anlamında- memleketim de -ki ben bir de ilçedeyim, küçük bir yer- en kötü insanın bile daha iyi olabildiğini gördüm bazen. Sanki bir çok kişiden izole olmuşuz da bazı kötü şeyler olsa bile çoğunlukla iyi kalmayı başarabilmişiz gibi hissettim. Böyle şeyler gördükçe de burada doğduğuma, burada büyüdüğüme hep şükrettim.

Her neyse yaz öyle böyle geçiyor evime, aileme ve dostlarıma doymaya çalışıyorum, ruhuma güzel şeyler depoluyorum, gittiğimde oldukça ihtiyacım olacak biliyorum. Gitme konusuna gelmişken 15 gün sonra falan dönüyorum. Bu üniversite de son senem sonra beni neler bekliyor hiç bilmiyorum, bazen bu bilinmezlikten korksam da kendime yeni bir yön çizme şansı elde ettiğimi düşünüp tadına varmaya çalışıyorum. Tüm bunlarla beraber sık sık bahsettiğim erkek arkadaşım bu Kasım ayında askere gidiyor, bu da benim için zorlu bir sürecin başladığı anlamına geliyor. Uzun dönem yapacak askerliğini yani 12 ay kadar bir süre olmayacak. Ara ara geleceği izinlerle kendimi avutmaya çalışsam da ne kadar zorlanacağım açıkça belli. Daha şimdiden içim bu kadar burkulurken gittiğinde hayat oldukça zorlaşacak fakat biliyorum ki geldiğinde daha güzel günler bizimle olacak.




Şu ara bir çok kişinin yaptığı gibi bende Game Of Thrones'u izliyordum. Bu sezonu deli gibi bir heyecanla beklemiştim ve sanırım yine beklediğimi aldım. Sezon finalini dün izledim ve yeni sezonu sabırsızlıkla bekliyorum, izlemediyseniz mutlaka izleyin. Tüm sezon boyunca dizi yine sevdiğim birinin canını alacak diye korkudan öldüm, aldı mı almadı mı bir şey söylemeyeyim şimdi, belki hala yeni sezonu izlemeyenler vardır ve spoiler vermek istemem çünkü özellikle bu sezon dizinin bölümlerininde sürekli sızdırılması ile istemeden çokça spoiler yedim ve bunun hiç hoş olmadığını bolca tecrübe etmiş bulundum. O yüzden bu konuyu daha fazla uzatmak istemem. Ha son bir şey daha; ben yedi krallığa hükmetmesi gereken kişinin Daenerys olmasını istiyorum ve bunu soyla alakalı değil de tamamen onun yaratacağını düşündüğüm dünyanın iyi olacağına güvendiğimden, kalbine inandığımdan istiyorum. Ayrıca ejderhalarının olması da oldukça önemli bir sebep. Siz kimin tahta oturmasını istiyorsunuz? Lütfen izliyorsanız yorumlarda yazın, bunu cidden merak ediyorum. Konuyu uzatmayacaktım ama aklıma gelmişken bir de Azor Ahai meselesi var. Benim teorime göre Azor Ahai, Jamie yada Jon olabilir. Ben açıkçası ikisi de olsun istemiyorum, gönlüm bir şekilde Tyrion olmasından yana. Ama bu konuda oldukça umutsuzum. Bunun hakkın da da izliyorsanız lütfen yazın. 

Yorumlarınızı bekliyorum, hepinizi çok seviyorum, görüşmek üzeree :)

30 Nisan 2017 Pazar

Kendimi 60 Yaşında Hissediyorum

Herkese merhabalar,

   Nasıl gidiyor, neler yapıyorsunuz? 
Benim işlerim hiç olamayacağı kadar yolundan çıktı bir süredir. Asla sorumluluk sahibi olamayacağımı net olarak anladığım bir dönemden geçiyoruz. Geçtiğimiz okul dönemini güzel atlattığımdan sanırım artık benden bir şeyler olur diyordum fakat yanılmışım, galiba güzel bir dönem geçirdim o kadar. 
   Dünyayı gerçekten anlayamıyorum biliyor musunuz? 
Gerçekten mecbur olduğum şeylere mecbur olmak sizce de çok aptalca değil mi? Örneğin ben şuan yapmam gereken ödevleri asla yapmak istemiyorum. Aylardır geçiştirip duruyorum, başına oturuyorum uğraşıyorum ancak olmuyor, istemedikten sonra hiç bir verim alamadan başından kalkıyorum. Benim koca ömrüm nasıl böyle geçecek gerçekten büyük bir soru işareti.

   Yapmak istediğim onca güzel şey varken bu kitapların arasına sıkışmak, okul, dersler bu tarz sorumluluklar beni inanılmaz yoruyor. Düşünsenize dünyada görülecek milyonlarca güzel yer var, kaçırdığımız onca güzel an. Ben okulda yarı uykulu yarı ayık anlatılanları dinlerken dünyanın bir yerinde balinaların göç edişini kaçırıyorum. Ya da bu kitaplarla bakışırken kayan bir yıldızı kaçırıyor olabilirim. Ve belki ömrüm bir daha kaçırdığım onca şeyi görmeye yetecek kadar uzun olmayabilir. 
   Kısacık ömrümüzü gereksiz yığınla sorumlulukla harcamak benim omuzlarıma öyle ağır gelir oldu ki... Biliyorum tüm dünya, tüm insanlar benim gibi sadece sorumlu oldukları şeyler farklı ama isyan ettiğim şey de tam da bu nokta da başlıyor zaten. Onca güzel şey varken insanlık neden böyle yaşamayı seçti anlamakta güçlük çekiyorum. Ben daha 20 yaşındayım ve neden kendimi 60 gibi hissediyorum? 
   Sanki dünya da yaşayacak çok az vaktim kalmışta kaybedecek dakikam yokmuş gibi ve oturduğum yerden kaybetmemem gereken dakikalarımı sadece sayıyor gibi...
   Her şeyin daha güzel olabileceğine dair içimde küçücük bir umut ışığı olsa belki daha mutlu olurdum ama biliyorum ki hiç bir şey düzelmeyecek ve hatta her şey daha da zorlaşacak.

   Sanırdım ki küçükken büyüdükçe tüm hayatım daha kolay olacak, her şey çok güzel gidecek ve ben tüm hayallerime kavuşacağım fakat bakıyorum da her gün tüm hayallerimden daha da uzaklaşıyorum belki de bunun suçlusu benimdir, neden olmasın? Kimse elimden zorla çekiştirip almadı ya hayallerimi, Belki de ben bırakıverdim geçtiğim her durakta, öyle ya sorumsuzluk hayallerine bile sahip çıkamamaktır belki de.

16 Ocak 2017 Pazartesi

Sırtımdaki Yükleri Atıyorum

Merhabalar,
   Sömestr dolayısı ile 20-25  günlüğüne de olsa evime döndüm. Geldiğimde bloga biraz zaman ayırırım hemen her gün bir şeyler yazardım diye düşünüyordum fakat her şeyde olduğu gibi blog konusunda da asla düşündüklerimi uygulamaya koyamıyorum zaten sürekli aklımda blogun olmasından, kendimi yazmadığım için stresli hissetmekten oldukça sıkıldım. 
   Buraya neden yazmaya başladığımı unutmuş gibiyim, buraya iş gibi hissetmek, sorumluluk olarak sırtıma yüklemek için başlamamıştım. Hobi olarak gördüğüm bana keyif vermesi gereken bir şeyin sırtıma yük yüklemesi canımı sıkmaya başladı ayrıca bir de sürekli içerik üretmek isteme çabasına girdim, aslında ben buraya insanlar sürekli beni okusun diye de başlamamıştım ama bir anda kendimi okunma kaygısının içinde buluverdim. Tüm bu sebeplerle artık benim blogumda zaman zaman yaptığım ürün yorumlarını, film yorumlarını, kitap yorumlarını ayrı bir başlık altında bulamayacaksınız. Burası tamamen sohbet yazıları yazdığım, karşılıklı konuştuğumuz yada belki becerebildiğim kadarıyla edebiyat yaptığım kendi sayfam olacak. Belki bu sohbetlerin arasında da şunu izledim güzeldi, bunu okudum harikaydı gibi ufak notlar olur o kadar.
   Bunların yanında artık çekilişler de olmayacak, ben zaten sadece ve sadece sokak hayvanları için bir şeyler deniyordum ve çekilişi de insanları teşvik amaçlı yapıyordum ancak görüyorum ki insanların pekte ilgisini çekmiyor, sanırım beni oradan buradan takip edin her yerde de paylaşın desem daha güzel gelecek insanlara. Son çekiliş için mail gönderenlere de yakın zamanda ulaşıp adreslerini alıp elimden gelen en güzel hediyeleri seçip göndereceğim, buradan da kendilerine teşekkür ediyorum.
Hepinizi öpüyorum...